fbpx
  • 05439187411
  • This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Blog

Evrensel Dinamikler, Bireysel Hareketler: Farkındalıklı Yaşamak!

Dünyamız, ruhsal tekâmül sürecimizin deneyim sahası. Hepimiz birbirimizden özel ve güzel potansiyel yaşam planıyla dünyada bedenlenmeye devam ediyoruz. Bazı dostlarımız bu yaşamda elbette “Benim çektiğim bu kadar şey varken, yaşamanın nesi bu kadar güzel olabilir” gibi yaklaşımlarda bulunabilir. Ruh; dönüştürmek, özgürleştirmek ve ilerlemek istediği yolların potansiyelini seçerek dünyada yerini alır. Yaşam sürecinde de bize katkı sağlayacak bu potansiyellerin tezahür edebilmesi için iki önemli husus vardır. Birincisi seçimlerimizdir; ikincisi de tekâmül sürecimizle sıkı fıkı olan evrensel yasalardır. Evrensel yasalar üzerine farkındalığımız kendi yaşam planımızda, talihsizlik, kısmetsizlik, olumsuzluk vb. şekilde etiketlediğimiz pek çok olay hakkında daha aydınlık tarafları görmemize yardımcı olabilir. Bu yazıda evrensel dinamikler ile bireysel hareketlerimiz paralelliğinde, farkındalığımızı bir nebze genişletebilme adına çeşitli “Evrensel Yasalar”dan bahsedeceğim.

Dünyamız, tekâmül sürecimizde bize ev sahipliği yapabilmek adına belli evrensel yasalara tabidir. Sistem içerisinde yer alan, olan biten ne varsa rastgele veya fark edilemez değildir. Bu noktada otomatik olarak gerçekleşen ve kişilerce müdahale edilemeyecek bir yapı söz konusu olduğu kadar, bizim hareketimizle, düşüncemizle, niyetimizle de harekete geçecek dinamikler de mevcuttur. Tabi burada müdahale edilemeyecek derken, kişinin acizliği aklınıza gelmesin. Örneğin X dinamiği bizi A olayı ile etkilerken, bu dinamiğin farkına varıp pozisyon değiştirdiğimizde A olayını, B olayına dönüştürebiliriz. Burada kişi olarak ana yasayı değiştirmeyiz ama o yasa içindeki akışı, farkındalığımızla dönüştürebiliriz. Bu noktada tüm yasalar birbiriyle bağlıdır.

Tekâmül sürecimizde, ruhsal potansiyellerimizi açığa çıkarmamızı destekleyecek ve elbette buna uygun olayları tezahür ettirmemizi sağlayabilecek “Kimlik Yasası”nı düşünelim. Bu yasa, yaşadığımız tüm deneyimlerin, kendi özümüze daha da yaklaşabilme olanağı sunabilecek, otomatik bir işleyiş yasasıdır ve biz farkında olsak da olmasak da bizim hayrımıza işlemeye devam eder. Bu farkındalıkla anda kalabildiğimiz süre zarfında “İlahi Akış Yasası” aktif olur. Bir nevi teslimiyet içerisinde bulunduğumuz yolun içerisinde her şeyin iyi aktığını gözlemleme şansına nail olabiliriz.

Bu tarz konulara da çekilmemizi sağladığını düşündüğüm ve bu yasalar içerisindeki en popüler olanlardan “Çekim Yasası”nı ele alalım. (Hani, marketlerde nişastaların yanında satılan kitapta bahsedilen :) Çekim yasası, tezahür süreçlerini belirler ve tekâmülümüz için gerçekten önemli bir dinamiktir. Dikkatimiz, ilgimiz, niyetimiz neredeyse, bu otomatik yasa devreye girer ve istenilen şey tezahür eder. Bu noktada bireysel dinamiklerimizle bağlı “Özgür İrade Yasası”, “Niyet Yasası” ve “Eylem Yasası” bu süreçte farkındalıklı bir çekim yaratabilmemiz adına önem taşır.

Evrensel Yasalar - Taner Tözün - Evrensel Enerji

 

Yaşamda potansiyellerimiz vardır ve tekâmülü, tekâmül yapan şey, bizim kaderci otomat yaratıklardan farklı oluşumuzdur. Bu sebeple önümüze çıkan yollarda seçimler bize aittir. “Özgür İrade Yasası” bu hak, yetki ve gücü barındırır. Elbette bu noktada, enerji dengelerimiz nasılsa, ona göre farklı bir seçim şeklimiz olabilir ama bu da bize yapılan kadersel bir yönlendirme ya da müdahaleden çok, şifalanmaya giden ve o yollarda fark etmemizin gerektiği olayları çekmemizin bir yoludur.

Yine çekim yasası, niyetlerimizin enerjisine odaklıdır. “Niyet Yasası”, eyleme dökmeye verdiğimiz karardır. Tezahürün gerçekleşmesi için eylem kadar niyet de gereklidir ve belirleyicidir. Evrensel enerji daima niyeti izleyen bir yapıdadır. Bu noktada da üstünde durmak istediğim bir husus da niyetimizin şeklidir. Ne istiyorsak, istediğimiz üzerinden niyetler kurmamız çok önemlidir. Bir durum olumlu ve olumsuz bir üslupla ifade edilebilir. Özellikle kuşaklar arasında bu duruma rahatça rastlayabiliriz. Bir kimsenin bir noktadan bir noktaya “Allah kaza bela vermeden gidelim” niyetiyle yola çıkması, enerjisel düzeyde, bu tarz bir olayı tezahür ettirmeye yönelik enerjileri odaklayabilmektedir. Aslında biliriz ki, bu sözün arkasında iyi bir istek vardır ama olumsuz tarafından ifade edilmektedir. Bu noktada “Sağ salim varalım” niyeti, direkt istenilen durumu belirtir. Olmasını istediğimiz şey neyse ona dikkatimizi ve enerjimizi vermemiz önemli. Yoksa, pek çoğumuzun deneyimlediği gibi, korktuğumuz başımıza gelebilir.

Seçimimizi yaptık, niyetimizi koyduk. Sağlıklı tezahürü gerçekleştirebilmemiz için, yol kenarında araçlar park etmesin diye konulan kaldırım babaları gibi, atalet içerisinde durup, bekleyecek miyiz? Hayır. Buradan yine bireysel bir dinamik, “Eylem Yasası”nı devreye sokacağız. Düşünceyi, duyguyu, bilgiyi yaşamımıza çekmek, tezahür gerçekleştirebilmek için, hareket gereklidir. Yaşam, “Armut piş, ağzıma düş” şeklinde işlemez. Bu sebepledir ki çoğu insan kendisinin iyi niyetli olduğunu ama hiçbir şeyin değişmediğini düşünebilmektedir. Hareket, berekettir.

Evrensel Yasalar - Taner Tözün - Evrensel Enerji

Yaşamın her noktasında görebileceğimiz bir diğer yasa, “Ritim Yasası”dır. Yaşamda her şey akar, içeriden dışarı ve dışarıdan içeri. Ve bu salınım hareketleri titreşimi doğurur, doğurmamızı da destekleyicidir. Yaşamda her canlı varlık ve cansız nesne özünde titreşir. “Titreşim Yasası” tezahür ettirebilmenin temel dinamiklerinden biridir. Niyetlerimizin de titreşimi vardır, eylemlerimizin de. Ve bu yaşamdaki en güçlü titreşimlerden biri de “Ses”tir. Var olan her canlının bir sesi vardır, her titreşim bir sestir ve sesin, enerjisel denge sağlama gücü vardır.

“Denge” ve “Düzen” yasalarına bakalım. “Denge Yasası”, dualitenin olduğu dünyamızda, zıt kavramların aslında birbirini tamamlamasını ve desteklemesini sunan evrensel bir yasadır. Bir yoldan gitmemiz artık mümkün değilse, seçebileceğimiz başka bir yol mevcuttur. Enerjiler, bizim ilerleyebilmemiz için her zaman birbirini denkleştirebilecek yapıda titreşir. Bu da aslında “Düzen Yasası”nı bize yansıtır. Her şeyin kendi halinde olduğunda, akışın ilahi bir düzen içerisinde aktığını rahatlıkla görebiliriz. Bu akış, “Döngüler Yasası”nı harekete geçirir. Yaşamda her ne oluyorsa, en iyi zamanda olmaktadır. Bunu deneyimleyebilmemizin en etkili yollarından biri “Şimdiki An Yasası”nı yaşamımız içerisinde deneyimleyebildiğimiz bir parçaya dönüştürebilmektir. Zaman, fiziksel alemimizde, işlerimizi kolaylaştırabilmemiz adına ürettiğimiz bir ölçümlemedir; ama durup düşündüğünüzde, geçmişimizin yaşanmış ve bitmiş, geleceğimizin de henüz gerçekleşmediği bir olgu olduğunu fark edebiliriz. Geçmişte yaşadıklarımıza aşırı bağlı olmak da gelecek için kaygılanmak da aslında şimdiki anda zihnimiz içerisinde deneyimlediğimiz süreçlerdir. Sahip olduğumuz tek şey, içinde bulunduğumuz andır. Şimdi ve buradadır.

Yaşam, boşlukları sevmez. Yaşam sürekli titreşim ve hareket halindedir. Bir alanda bir boşalma gerçekleştiğinde, orası yine aynı enerjiyle dolacaktır. Bu noktada dönüştüremediğimiz enerjileri sürekli yaşamımıza geri çekebilme potansiyeline sahibizdir. “Kalıplar Yasası” bize bunu anlatır. Var olan kalıplarımızı yıkmadığımız ve dönüştürmediğimiz mühletçe; bir alışkanlık, bir düşünme veya hissetme biçimi kendisini yeniden sürdürmeye meyillidir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, elbette bu noktada çakra düzeyinde enerjisel dengelerimiz belirleyici olabilmektedir. Her bir çakranın barındırdığı düşünce ve duygu potansiyelleri vardır ve bir çakrada dengesizlik söz konusuysa, o çakraya bağlı duygu ve düşünce potansiyellerini yaşamımıza çapalamamız söz konusu olabilmektedir. Kişisel farkındalığımız neticesinde kendimizle yapacağımız veya kendimize yaptırtacağımız çalışmalar, bu kalıpları dönüştürebilmek adına yardımcı olacaktır. 

“Dürüstlük Yasası”, bireysel farkındalığımızı tezahür ettirtebilecek bir güçtür; çünkü kendimize karşı dürüst olduğumuz zaman farkında oluruz ve “Ayna Yasası” ile bağlantılı şekilde etrafımıza karşı da dürüst olabiliriz. Yine kendimize karşı nasılsak, etrafımıza karşı da öyleyizdir. “Yargısızlık Yasası”, Yaradan’ın bizi yargılamayacağını belirtir. Yargılarımız, aynı denklikteki yargıları, yargılanmaları yaşamımıza çekecektir.

“Karma Yasası” da önemli bir dinamiktir. Etkiye karşılık tepkiyi anlatır. Karma, içinde çeşitli yargılarımızı barındıran anılarımızdır. Her bir etkinin bir tepkisi olacaktır. Nasıl tohumlar ekersek, alacağımız ürün o yönde olacaktır. Karma bir cezalandırma sistemi değildir. Kötü bir şey yaparsak elbette, yaptığımızın denkliğinde bir olayı kendi hayatımıza çekebilmemiz mümkündür ama bu deneyim, bizim öğrenmemiz içindir. Öğrenmeme konusunda bir inadımız varsa, elbette karşılığını görebiliriz. Bazen de farklı konular üzerinde karma oluşturabilecek durumlar vardır. “Müdahalesizlik Yasası” bunlardan biridir. Çok bilinen bir olgu vardır; “Kişi değişirse, Dünya değişir.” Bu yasa, tam bu noktada bize bunu anlatır. Bir başkasını değiştirmemizin yolu, kendimizi dönüştürmekten geçer. İyilik adına da olsa, müdahale etmeye çalıştığımız kişinin içinde böyle bir yönelim olmazsa, yapılan etki, tepkiyi doğurabilir. Bu noktada kendi dönüşüm çabalarımız, her zaman için çok daha kıymetlidir. Ayrıca bu yasa, benim gibi şifa alanında çalışan dostları da ilgilendirmektedir. Şifacı, kendisini rızayla şifaya açan kişilere aracılık eden kişilerdir, şifayı yaratan şifayı talep edendir. Bu noktada, birine gizliden yardım etme maksatlı, rızasızca müdahale etmek bu yasayı devreye sokabilecektir. Yine bağlılıklarımız, karma yaratır. Bu bir insana karşı olan bağ da olabilir, bir eşyaya, bir nesneye olan da. Bu noktada kişi kendisini çeşitli pratik ve çalışmalarla karma yaratacak bağlardan özgürleştirebilir. Bu noktada “Lütuf Yasası” devreye girecektir ve doğru niyet, eylem ile bağlantılı olarak kişi kendi karmik yapısını dönüştürme yolunda olacaktır.

Evrensel Yasalar - Taner Tözün - Evrensel Enerji

 

Yaşamda diğer önemli bir dinamik “Alma ve Verme Yasası”dır. Biz verdikçe, enerji bize de dönecektir. Bu sevgi olur, para olur, güven olur. Buradan önemli olan verme şeklimizdir. Rahatça verdiğimizde, tezahür eden boşluk rahatça dolacaktır. Vermekte çekingenlik, sakınganlık gibi durumlarda, almamız zorlaşacaktır. Bu noktada da her zaman denge önemlidir. Aşırı verici olmak da, aşırı almaya istekli olmak da kişide enerjisel dengesizlikler doğurabilir ve kişiyi çeşitli tekrar eden döngülere sokabilir.

Son olarak “Sevgi”, “Bağışlayıcılık”, “Koşulsuz Sevgi” yasaları üzerine de bahsetmek istiyorum. “Sevgi Yasası” günümüzde arzu duyulan ile ilahi olan arasındadır. Yine bu noktada dengeyi size hatırlatmak isterim ve tabi ki kısıtlamalı, şartlamalı sevgi kişi bağımlı kılacaktır. Bunu yükseltebilmenin bir anahtarı “Bağışlayıcılık Yasası”dır. Her şeyi sevgiyle görmeye başladığımızda, iyiliğin akışını algılar ve görürüz. Bağışlamak, enerjisel bir borcun ödendiğine dair bir özgürleşme etkisi verir ve sevgi akışını güçlendirir. Özsaygı, kendimizi olduğumuz gibi kabul ederek ve bilerek hareket etmemiz için güçlü bir dinamiktir. Bu noktada kendimizi ne kadar bilirsek “Koşulsuz Sevgi Yasası” da devreye girecek ve kendimizi, etrafımızdaki canlı ve cansız her şeyi koşulsuzca sevmeye başlayabiliriz. Ne kadar günümüzde ütopik gibi görünüyor olsa da insanları ve olayları yargısızca ve şartlara koşmadan sevebilmek her zaman için mümkündür.

Yazının başında da belirttiğim gibi, bu yaşamda bir şeyler her zaman olmaya devam ederken, bazı yasaları harekete geçirmek bizim elimizde olacaktır. Burada en temel olabilecek evrensel yasalardan çeşitli örneklerle bahsetmeye gayret ettim. Yaşamda her şey sebep-sonuç ilişkileriyle birbirine bağlıdır. Burada bahsettiğim tüm yasalar, birbiriyle bağlantılıdır, bizler hepimiz birbirimize bağlıyız.

Kafanızda çeşitli sorular varken bu yazıyla karşılaştıysanız, dilerim bu yazı, yeni sorular türetmeniz için destekleyici olabilmiştir. Çünkü güzel bir bilginin, sorularımıza cevap vermesinden çok daha ötesini sordurtmamıza yardımcı olabileceğini deneyimleyenlerdenim.

Bireysel farkındalığımız ne kadar yüksek olursa, yaşamdaki enerji akışından o denli güzel faydalanabilir ve yaşamımızdaki dönüşümü yaratabilir, yeni yollara adım atabiliriz. Bir yerde tıkandığımızı hissedersek, durup, kendinize bakın. Dürüstçe. Bilin ki, bir problemin varlığını hissediyorsanız, aslında bir çözümün var olduğunu biliyorsunuzdur.

Kendimizi bilerek yaşadığımız ve sevgiyle yansıttığımız “An”lara olsun.

Selam ve sevgiler.

Taner Tözün

www.evrenselenerji.net



Uyarı

Evrensel Enerji® içerisinde yer alan kurs, uyumlama, paylaşım, çalışma veya blog yazılarının hiçbiri, doktorunuzun size önereceği tıbbi teşhis, tedavi veya bakımın yerine geçmez.

Evrensel Enerji®, hastalık teşhisinde bulunmaz, ilaç tavsiye etmez veya doktorunuzun tedavisine müdahale etmez. Şu anda doktorunuzun reçetelediği ilaçları alıyorsanız, doktorunuzun tavsiyesi olmadan ilaçlarınızı kullanın. Tıbbi durumunuzla ilgili herhangi bir endişeniz varsa, lütfen öncelikle doktorunuzla konuşun. Evrensel Enerji® üzerinde yer alan herhangi bir bilgiyi ve öğretiyi kullanarak kendinizi tedavi etmeyi tercih ederseniz, bu sizin sorumluluğunuzdur.

Evrensel Enerji®, bu sitede yer alan herhangi bir bilginin, eğitimin, uyumlamanın, öğretilerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılması sonucu ortaya çıkan kayıp veya zararlardan hiçbir şekilde sorumlu değildir. Bu sitedeki sağlıkla ilgili bilgiler ve paylaşımlar yalnızca genel bilgi için sağlanmıştır ve profesyonel tıbbi veya sağlık bakımı tavsiyesinin yerine geçmez. Danışmanlık hizmetleri bu koşulda gerçekleştirilmektedir. Enerji şifası ve uygulamaları, herhangi bir sonucu garanti etmez ve sonuçlar kişiye göre değişebilir.

E-Bülten Aboneliği

Güncel etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için e-posta bültenimize kaydolun!  

Sosyal Medyada Biz

X

Right Click

No right click