İçinde bulunduğumuz teknoloji çağı, bilgiye ulaşabilmemiz konusunda hepimize harika olanaklar sunmakta. Açığa çıkan, ifşa olan ve kendi hayatlarımızı aydınlatmaya yardımcı olabilecek her türlü uygulamaya, yönteme, tekniğe, öğretiye bir şekilde ulaşabilmekteyiz. Özellikle dış dünyada kısıtlanmamıza sebebiyet veren pandemi süreci, iç dünyamıza dönme konusunda da bize fırsatlar sundu. Tabi ortaya farklı durumlar da çıktı: Bir tüketim nesnesi olarak “Bilgi”. Bu yazımda, kendi hayat yolumuzu aydınlatmaya yönelik öğrendiğimiz bilgileri içselleştirebilme ve hayatımızın bir parçası haline getirebilme sürecinde neler yapabiliriz, bunlardan bahsetmek istiyorum.
Dünya, biz ruhlar için harika bir tekâmül okulu. Hepimizin birbirinden özel ruhları ve potansiyelleri var ve ister istemez hepimizin bu dünyadaki ruhsal motivasyonu bambaşka. Kimimiz yenilikleri tezahür ettirmek istiyor kimimiz dönüşmesi gerekeni dönüştürmek… Bireyden topluma, geniş bir skalada bulunduğumuz bu dönemde, eskiye oranla çok daha birbirimize bağlı bir yapıdayız. Ayrıca bu yapının da böyle olmasına vesile olan, her dönem dünyanın alışkanlıklarını değiştiren daha üst seviye potansiyellerle donanmış yeni kuşakları da es geçmemek gerek.
Elbette bu teknoloji çağı ve her şeye ulaşılabilirlik konusu, bir yandan bilginin bir tüketim nesnesine dönüşmesine sebebiyet vermekte.
İnsanların kendi hayat yollarını aydınlatmada kullanabileceği öğretiler, teknikler, uygulamalar hızlıca kişiye aktarılan ama aktarılanın o kişiye dokunup, dokunmadığına bakılmayan bir süreç içindeyiz.
Kısa vadede en uygun fiyata, eski dönem tren ya da vapur işportacısı gibi “Durun, daha bitmedi, bir de …” yaklaşımıyla, para kazanmaya aracı bir metaya dönüştürülmüş, içi boşaltılmış, janjanlı pazarlama paketlerince, sertifika vaatleri ile sarılmış ve bu konulara yönelik etikten uzaklaşmış pek çok eğitim / kamp / seminer vb. etkinlikler var.
Sorun, asla bu bilgilerin daha çok insan vesilesiyle insanlarla paylaşılması konusu değil. Bu bilgileri, öğretileri aktaracak elbette iyi aktarıcılar olmalı, eğitimler açılmalı ve hatta bu bol bol olabilmeli; insanlık için açığa çıkmış bu bilgiler bir sır değil. Öyle gizli dehlizlere, farklı alfabelerle yazılıp saklanacak bir dönemde yaşamıyoruz ama öyle bir noktaya da gelindi ki; olay kendimizi keşfetme sürecinden çok, etrafımıza “Bak ben neler yapıyorum.”, “Şu eğitimden de 3 tane sertifikam var.”, “Ay sen onu mu kullanıyorsun, bak o hiç işe yaramıyor, asıl keramet bunda.” vb. gibi davranışlar sergilememize ve alınan bilgiyi içselleştirme ihtiyacı hissetmeden eğitim alıp, eğitim veren insanlarla doluşmamıza ve hatta o insanların kendisi olmamıza vesile oldu.
Kendimizi keşfetme yoluyla çıktığımız yolculukta, bir halk pazarı içerisine düşüyoruz: “Tazeler, tazeler!”
Bazı örnekler vermek istiyorum.
ICF tarafından belirlenmiş etik ilkeleri ve çalışma yöntemleri olan “Koçluk” mesleği, yanına farklı ekler alıp yeni tamlamalar alarak, tamamen çalışma alanından bağımsız bir yapıya dönüşüyor. Koçluk mesleği fikir vermez, kendi deneyimlerini önermez ve terapist değildir, kimseyi iyileştirme yolunda terapi yapmaz. Bu süreçte içi oyulan tek uygulama alanı koçluk değil.
Eğitimini alınca kişinin, neredeyse daha haftasında eğitimlerini ya da çeşitli atölyelerini açtığı Access, Theta, Bilinçaltı Dili gibi uygulama pratiklerinde de bunu kolaylıkla görebilirsiniz. Alınan bilgi ne zaman içselleşebildi, bireysel hangi deneyimler elde edildi?
Reiki ve benzeri enerji sistemleri üzerine elbette birkaç tık daha fazla deneyimim var. Özellikle pandemi sürecinde temel usui reikiyi 4 seviye lanse eden hocalar mı görmedim (3a – 3b şeklinde değil, gerçekten 4), başka sistem tabanlı kanallık edilmiş sistemlerde gerekli koşullara burun kıvırıp, aman bu da olurcular mı görmedim (Mesela Magic Reiki’nin önkoşulu Usui Reiki’dir. 2 farklı öğrencim, 2 ayrı hocaları tarafından kundalini masterlık da olur denilerek uyumlama yapılmış. Akabinde alandaki bozulmalarla uğraştık durduk.), alma – verme dengesi sistem kurucusu tarafından sabitlenmiş enerji sistemlerinde patron çıldırdıcılar mı görmedim (Özellikle bu konu üzerine KEŞM Günlükleri yazı dizisinde değineceğim konular olacak, takipte kalın.) ve daha neler neler diyeyim, bazı olaylar kemik / yen denklemi içinde bende kalsın.
Bir enerji sisteminin masterı olmakta bir zorluk yoktur. Master dediğiniz insan, bir markanın bir mahalledeki şubesi gibidir. Oraya gelen müşteri hizmet alırken, master temel olarak hizmet ile kişi arasındaki bağı oluşturur. Elbette bir öğretici olmak bambaşka bir şeydir. Özellikle öğrencilerim beni bilir, 21 gün çalışmacı değilimdir; o sistemi kullanmaya karar verdiyse öğrenci, kendi hayatının bir parçası haline getirmekle yükümlüdür. Bu motivasyonu aşılamak ve o sistemi en pratik şekilde kullanmasını öğretmek de benim vazifemdir. Çünkü bu yapılmadığında öğrenci beklentisini, uyumlandığı sistem üzerine kurar ve hiçbir şey yapmadan ondan medet umar. Sonrası malum, “Hiçbir işe yaramadı şekerim.”
Biz bu bilgileri tam olarak ne için öğreniyorduk? Öğrendiklerimiz üzerine kendimiz üzerinde ne yaptık, nasıl yaptık? Bir öğretici olarak hangi deneyimi, karşımızdaki öğrenciye aynalayabileceğiz?
Burada elbette çoğaltılabilecek sorular çok.
Canlı yayınlar yapılsın, zoom üzerinden seminerler verilsin ama bütün bunların hakkıyla yapılması için neler mümkün?
Mutfakta sebze doğrarken telefonumuzdan açtığımız bir videoya sadece kulak kabartarak aldığımız bir bilgi ile de kendi yolumuza ne kadar sağlıklı bir katkı sunabiliriz? Ya da nasıl kullanıldığını bilmeden bir sayı kümesinin paylaşıldığı gönderiye sadece “Evet” yazarak?
PDF olarak e-posta hesabımıza gönderilen bir katılım belgesiyle, hayatımıza tam olarak neyin farkındalığını katabiliriz? Ruhsal tekâmülümüze hizmet edecek bilginin tam olarak neresi e-devletten sorgulanmalı, uluslararası geçerliliği olmalı? (Uyumlamalı sistemler ile bioenerji tekniklerini karşılaştırdığım eski yazıma lütfen bir göz atın.)
Ve biz, bilgiyi böyle kolaylıkla ulaşabilir dönemde tam olarak nasıl içselleştirebiliriz?
Uygulamak!
Herkesin kendisine has bir yolu olduğunu anlamak ve kabul etmek, o bilgiyi uygulamaya dökerken de iyi bir başlangıçtır. Bilginin deneyimleme aşamasında, herkesin farklı bir deneyim yolculuğu olacağını bilmek bizi, kendimizi başkasıyla mukayese etmekten özgürleştirir. Her deneyim bize elbette farklı yolların kapısını da açmakta. Yukarıdaki yollardan geçmek de yolculuğumuzun elbette bir parçası olabilir. Bu yolculuğun varacağı noktadan çok, yolcuğun kendisinin önemli olduğunu hatırlamalıyız.
İlgimizi çeken ve bize katkı sunacağını düşündüğümüz x eğitimi neden alacaksınız? Size tam olarak katkısı ne olacak? Öğrendiklerinizle tam olarak neyi dönüştüreceksiniz? Bu tür soruları kendinize daha en baştan sormak, sizin elinizdeki kolaylaştırıcı araçtan daha çok verim almanıza katkı sunacaktır.
İlgili x eğitimle ilgili bilgi edinebileceğiniz kaynaklar varsa, öncelikli olarak ön araştırma yapmak yerinde olabilir. Misal Accsess’in bakış açısı hoşunuza gitmiştir ama uygulama kısmı sizi çekmemiştir ve sizi itmiştir. O zaman gerçekten bu eğitimi almanız gerekli midir? Ya da reikiyi duymuşsunuzdur ama siz daha çok konuşmayı seviyorsunuzdur, daha çok bilinçaltı tarafıyla ilgilenmek istiyorsunuzdur? O zaman neden reiki eğitimi alasınız?
Kendi potansiyelinizle ilgili ne hoşuma gider ne işime yarar muhasebesi yapmanız yerinde olacaktır.
Kendimden örnek vermek istiyorum yine. Ben, uyumlamasını aldığım sistemlerin ortalama %70-80’ini “Kendi hayatıma bu sistemden nasıl katkı alabilirim?” yaklaşımıyla eğitimlerini aldım. Kalan sistemlerde de genel olarak öğrencilerimin isteklerince şekillendi ya da direkt olarak “X enerjiyi siz alın da biz sizden alalım” şeklinde talep edildi. Yine bugüne kadar bir eğitim almayı tercih ederken yukarıda belirttiğim kriterleri kendimde uygulamayı tercih edip, bazı uygulamalar üzerine eğitim almayı bazıları için almamayı tercih ettim.
Özellikle kişisel gelişim alanında alacağınız eğitimlerde, önceliğinizin kendiniz olduğunu hatırlayın. Altın yaldızlı belgelerinizin, sadece tatlı bir anı parçası olduğunu bilin.
Kendi yaşam potansiyelinizi daha açığa çıkarmak, gerekli taraflarınızı törpülemek ve onlardan özgürleşmek, enerjisel tarafınızı dengelemek vs. hayat yolculuğunuzda kendinize katkı sunabilecek olan öncelikli neyiniz varsa, belirlediğiniz ölçütler çerçevesinde aksiyon alın.
Öğrendiğiniz bilgi, size gerçekten verimli katkı sunuyorsa, onu hayatınızın bir parçası haline getirecek şekilde çalışmalarınızı sürdürün. Hepimiz muhteşem potansiyeller taşıyoruz ve emin olun, kazdıkça, deştikçe içerilerde dengelenmesi, açığa çıkması gereken pek çok özbilgiye sahibiz.
Biraz eleştirel biraz tespit odaklı bir yazı oldu. Bu yazdıklarımın hayat yolunuzda size katkı sunması için neler mümkün?
Yeni yazılarda görüşmek üzere.
Taner Tözün
18.05.2022

