Herkese merhabalar. Yazımızın yayınlandığı bu tarihte ülkemiz ciddi bir süreçten geçmekte. Evrensel Enerji ailesi olarak bu süreçte hayatını kaybeden insanlara ve canlara rahmet, yakınlarına sabır, maddi & manevi yaralı tüm dostlara da acil şifalar diliyoruz. Bu geçen süre içinde pek çok şeye şahitlik ettik, etmeye de devam ediyoruz. Yaşanan olayın toplumsal ve fiziksel boyutu haricinde, sevgili takipçilerimiz bize bu süreç üzerine pek çok soru yöneltti. Bu yazımızda Anadolu’nun dünya tekamülündeki gerçek öneminden ve bu topraklarda yaşayan bizlerin, kendi yaşam planlarımız üzerine deneyimler kazanırken bir yandan toplumsal açıdan Anadolu’nun gerçek misyonuna nasıl hizmet edebileceğinden bahsedeceğiz.
Sitemize ilk defa gelmişseniz, dilerseniz bu yazıya devam etmeden önce blog bölümümüzde paylaşılan yazıları inceleyebilirsiniz. (KEŞM Günlükleri / Agarta ve Şambala vb.) Çünkü daha öncesinde, sitemizde paylaştığımız çeşitli yazılar içerisinde dünyanın bir okul olarak işlevinden, ruhların geliş sebeplerinden, olayın galaktik kökeninden, karma yasalarından bahsettik ve daha pek çok konuya değindik. Anadolu konusuna girmeden yine bazı konu başlıklarına kısa kısa değinmemiz gerekecek. Bu yazıda bahsi geçen bilgiler, 2022’nin sonbaharından bu yana çeşitli dönemlerde Sirius Misyonu kanallığı aracılığıyla tarafımıza gelmektedir. Yazının bu dönemde sizlerle paylaşılması üzerine yönlendirme de bu kanallık aracılığıyla bize iletilmiştir.
Öncelikli olarak dünya okulunun işlevini ve Anadolu’nun tam manasıyla ışık / karanlık dengesindeki görevini anlayabilmemiz için, evrendeki tekâmül işleyişinin en önemli yasalarından biri olan dualite yasasından size bahsetmeliyim. Dualite, birliğin farklı kutuplar üzerindeki bir yansımasıdır. Işık ve karanlık, bu yansımanın bir çeşididir. Dualite, hareket prensibine göre işlemektedir. Hareket prensibini, eyleme dökülmüş seçimler olarak ifade edebiliriz. Ruhsal tekamülde kaynak enerji nötrdür, burayı morfik alan olarak ele alırız. Bu morfik alan, enerjinin içinde barındırdığı tüm kayıtları içerir. Işık ve karanlık tüm bu kayıtların nötr olmasını sağlayan eylemler bütünüdür. Kaynak enerji nötr olduğu için, tekâmül sürecindeki ışık / karanlık dengesi hiç şaşmamaktadır. Bu güç hareketsiz bir güçtür ve Mutlak İrade olarak ifade edebileceğimiz, bu gücü harekete geçiren ‘Yaratıcı Güç’tür. Yaratıcı Güç’ün “Ol” demesi ile kaynak enerji hareketli bir forma kavuşmuştur ve dualite yasası da bu hareketin en önemli temelini oluşturmuştur. Dualite içinde tekâmül eden tüm ruhlar, edinimleri ve liyakatleri çerçevesinde mertebe olarak yükselir ya da alçalırlar. Bu çerçevede yükselebilen ruhlar, morfik olarak bahsettiğimiz nötr alana bağlanırlar. Bu onların dualite tekamülünden çıkmalarını sağladığı gibi, bu morfik alandaki bilgiler ışığında kolektif birlik ve kümeler oluşturarak, tıpkı dünya gibi yeni dualite deneyim alanları oluşturmalarına olanak tanır. Özellikle spiritüel kaynaklarda bu tür oluşumları logos ve alt logos gibi isimlerde görebilirsiniz. Bu morfik alandaki ruhlar, yeni deneyim alanlarındaki ruhların gözünden bakıldığında birer yaratıcı gibi görünse de mutlak irade olarak ifade ettiğimiz Yaratıcı Güç için sadece belli seviye atlamış, görevli stajyer ruh gibidir. Bu ruhların deneyim süreci, bizimki gibi bir alandan başka alana taşınmıştır.
Burada aslında sonsuz bir döngü de söz konusu. Bir yandan nötr kalabilen bir morfik alan var ve bunu oluşturan alt dualite yasasına bağlı deneyim alanları… Burada değinmem gereken birkaç ufak nokta daha var. Morfik alana geçebilecek ruhlar için yukarıda belirttiğim gibi liyakat önem arz ediyor. Bu liyakati ruhun ışığı olarak ifade de edebiliriz. Şimdi baktığımızda galaktik olarak ifade ettiğimiz kökenlerimiz de yine bu dualite yasalarına tabidir ve dünyamız dışındaki galaktik bölgelerde de ışık / karanlık kutupluluğu söz konusudur. Bazı galaktik kökenler var ki ışık / karanlık dengesi neredeyse hiç yok ve ağırlıklı karanlık yoldan yürümeyi seçiyor. Onlar için bu değerlendirme süreci elbette ışığa göre yapılmamakta ama gelen kanallık bilgilerinde özellikle vurgulanan şudur ki, dualite evreninden çıkabilmenin tek yolu ışıktan geçmektedir. Hatta bu konuda örnek vereceğimiz galaktik ırk Annunakiler olacak. Yaşadığımız deprem öncesi bu galaktik köken üzerine aldığımız kanallık bilgilerini sizlerle paylaşacaktık, bu süreçte o yazıyı bekletip, bu yazıya yoğunlaştık.
Dualite yasasına tabi deneyim alanlarındaki ışık / karanlık dengesinin şaşmaması için, nötr alandan yeni kurulan logos ve alt logoslara transfer gerçekleşebilmekte. Bu bazen ruhları üst benliklerinin talepleriyle olabildiği gibi, galaktik köken bazlı toplumsal geçiş / transfer şeklinde de olabilmekte. Böylelikle sürekli dinamik ve hareketli şekilde döngüler eşliğinde yeni ve eski ruhlara imkân ve olanak sağlayabilecek deneyim alanları oluşuyor. Tabi bazen bir deneyim sahası tamamen pozitife yönelebilir. Bu çok büyük bir bilinç değişimi ve boyut değişimini ortaya çıkarır. Tüm bunlar morfik alanın genişlemesini ve kaynak enerjinin büyümesini sağlıyor. Burada da sonsuz bir döngü söz konusu.
Dünyamız, ruhların en uygun şekilde deneyim yaşayabilmesini sağlayabilecek ruhsal bir okul. Şu anki insan formumuzdan tutun da daha süptil enerji bedenlerimize kadar uzun süredir aktif olarak kullanılmakta. Buraya gelen ruhların hepsinin dualite yasaları çerçevesinde, belli galaktik kökenler üzerinden gelmekte. Nasıl, okuduğumuz ilkokulda çeşitli şehirlerden arkadaşlarımız olurdu, onun gibi. Bu ruhsal kökenimiz aslında yolculuğumuza şekil veren etmenlerden bir tanesi. Bu konu böyle tek bir yazı içerisinde olması gerektiği kadar detaylandırılamayacak ama yine de aktarabileceğimi aktarmaya niyetliyim. Çeşitli bireysel ve toplumsal planlar çerçevesinde özellikle belli galaktik köken ruhlar, dünya okulunun geleceği için de belli ülkelerde kümelenmeyi tercih edebiliyor. Burada ruhlar hem bireysel olarak kendi tekamülleri için bir deneyim yaşarken hem de bütüne hizmet edecek şekilde toplumsal planların birer parçası oluyor. Bu sebeple ki şu an günümüzde yaşamakta olan herkes, sebepsiz yere bulundukları yerde değil. Herkesin bu enkarnasyonlarında birer kişisel amacı ve toplumsal bir katkısı var. Coğrafya bir kaderden çok, ruhsal bir seçim. Geldiğimiz dönem de böyle. (Hayır, ruhumuz mazoşist bir varlık değil.)
Şimdi ruhların dualite prensibi içerisindeki tekâmül motivasyonu, ruhunun ışığını yükseltmek ve bu liyakatle daha üst seviyeye çıkabilmek. Bu durum, özellikle ışığa meyilli köken ruhların yaşadıkları deneyim sahasını da cennete çevirmeye yönelik eylemler üzerine hareket etmelerini sağlıyor. E bu dünyadaki kötülükler? Kökenleri karanlığa meyilli olanların tekâmül motivasyonları gerçekten onlara özel diyebiliriz. Elbette bunun aksi yönde ışığa yönelmek isteyenleri de dünyaya geldiğinde, buradaki enerji düşüklüğü ve karmaları yine o ruhun karanlığa çekilmesine sebebiyet verebiliyor. (Özellikle Agarta ve Şambala yazısında bu konu üzerine örneklendirmelerde bulunmuştuk.) Yani bir kesim bilinci yükseltmek bir kesim baltalamak peşinde. Yukarıda da belirttiğim gibi, şayet bir okul öyle seviyeye gelir ve ışığa meyilli bir bilinç dönüşümü yaşayabilirse topyekûn bir sıçrama söz konusu olur.
Kısaca diyebiliriz ki dünya okulu, dualite yasaları temelinde ruhların tekamülüne hizmet eden bir yandan 5B bilince ve ışık seviyesine geçme yolunda bir okulken, bir yandan da 3B’de kalması için uğraşılan bir okul.
Yavaş yavaş yazımızın konusu olan Anadolu’ya bakışları çevirebiliriz.
Anadolu’yu da şimdi size eski bir TRT belgeseli gibi anlatmayacağım. Bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin az çok bir bilgi birikimi olduğuna inanıyorum. Kısaca Anadolu için şunu söylesek yeridir; tüm bu topraklar hem medeniyetler beşiği hem de farklı medeniyetleri birbirine bağlayan bir köprü. Yani günümüzde bile bu toprakların işte jeopolitik önemi, fiziksel önemi, toplumsal önemi vb. konulardan çok, bu topraklar dünya okulunda neden önemli olmuştur, dünyada hiç olmadığı kadar medeniyet neden bu topraklarda kurulmuştur, olayın ezoterik tarafına sizi çekmek istiyorum.
KEŞM Günlükleri yazımızda, kolektif olarak grup çalışmaları yaptığımızdan üstü kapalı bahsetmiştim hatırlarsanız. Bu çalışmalar üzerine ekibimize gelen bilgilerde de üstü kapalı Anadolu vurgusu yapılıyordu ve bize verilen çalışma önerilerinde de önemli temizleme ve şifalandırma çalışmaları tavsiye ediliyordu. 2022’deki arkadaşlarımızın düzenlediği Astro Şifa Kampı’nda verdiğimiz “Yükseliş Semineri”, Sirius Misyonu kanallığı aracılığıyla gelen bilgileri ilk paylaştığımız yer oldu. O kamptan sonraki süreçte önemli stratejik çalışmalar yapmaya devam ettiğimizi söyleyebilirim. Tabi düşünebilirsiniz, biz ne çalışması yapıyoruz? Elimizde lazer silahı alıp, gizlice köylere inen uzaylılara epilasyon mu yapıyoruz, galaktik kapıların menteşelerini mi yağlıyoruz? Günümüzde herkes, her şeyi fiziksel görmeyi istiyor veya sebep sonuç ilişkilerini derinlemesine inmeden hemen kurmayı arzu ediyor: Uzaylılar ne zaman gelecek? Bilmem nerede portal kapısı varmış, oradan Mecidiyeköy’e aktarma yapılabilir mi? Türkler Agartalı mı / Orionlu mu? Ülkemiz dışında bir dış gücün hapşırığı ülkemizi derinden sarsar mı? Kafamızda deli sorular.
Dünya bir okul, evet ama dünya salt bir fiziksel enkarnasyon yöntemiyle burada bulunanların okulu değil. Tıpkı bizler gibi mekanların da enerjisel astral boyutları bulunuyor. Siz gökten gemilerle fiziksel olarak uzaylıların inmesini beklemeyin. (ABD’nin tatlı gündem değiştirme eylemlerini gördüğünüzde, enerjinizi lütfen mavi kuşlarla birbirinize iletip felaket senaryoları, komplo teorileri üretmek üzere harcamayın.) Dünya planı içerisinde deneyimden geçmeyi kabul edenler zaten, buranın kurallarına uygun oynamaya geliyor. Bunun haricinde, kendi kökenlerinde kalarak bu ışık / karanlık dengesine müdahale etmek isteyen ya da müdahil olmak isteyenler peki ne yapıyor sizce? Annunakiler’in dünya ziyareti gibi bir ziyaret, dünya okuluna direkt müdahale olacağı için yasaklanmış durumda. (Bir sonraki yazımızda sebebini göreceksiniz.) Bu noktada bu tür ruhlar fiziksel dünyamıza etki edebilecek ölçekte ışık bedenler aracılığıyla daha çok astral plan üzerinden eyleme geçmekte. Yani zaten her şey yeterince bulunduğumuz dünya okulunda iç içe. (Burada yine referans olarak “Agarta ve Şambala” yazımı sizlere anımsatacağım, burada çeşitli örneklemeler göreceksiniz.)
Anadolu’ya tekrar geri dönelim.
Anadolu ve özellikle Ortadoğu bölgesi, ağırlıklı olarak galaktik kökeni Sirius ve Orion olan pek çok ruha ev sahipliği yapmıştır. Elbette sadece onlar değil, enkarne olmayı seçebilecek pek çok potansiyel ruh kökeni mevcut ama biz özellikle Anadolu için Sirius ve Orion’u ele alacağız. Bu iki yıldız takımı için söyleyeceğim ilk şey, dualite yasaları onlar için de geçerli ve bu galaktik kökenlerin de ışık meyillileri olduğu gibi karanlık meyillileri bulunmakta. Yine bir teraziye koyduğumuzda Sirius kökenli ruhların daha aydınlığa, Orion kökenlilerin de karanlığa meyilli olduğunu söyleyebiliriz. (Hatta bir sonraki yazımızda okuyacağınız Annunakiler, köken olarak Siriuslu kabul edilebilirler ama zaman içinde tamamen ayrışmış bir hale gelmiştir.) Bunu bir çekişme, bir savaş, bir rekabet ya da dualite yasasının bir yansıması olarak ele alın, Anadolu toprakları dünya okulunun toplumsal planları için her zaman önem arz etmiştir.
Anadolu, yukarıda belirttiğim gibi dünya okulunun fiziksel planında insanlığın kurduğu medeniyetlerde başı çekmiş bir bölge; ama dünya sadece fiziksel bir boyutta bir okul değil. Dünya da bir yandan yaşayan büyük bir organizma ve onun da farklı katmanları var, onun da sahip olduğu enerjisel özellikleri var. Ley hatları, bu enerji akışını her yöne taşıyan yollardır. Bu hatların oluşturduğu desenler de kapladığı alan itibari ile, bölgenin ışık / karanlık dengesini şekillendirmektedir. Sirius Misyonu, Anadolu’yu özellikle dünyanın “Atar Damarı” gibi görmektedir. Bu topraklardan dünyanın kalan noktalarına özellikle ışığın taşınması, ışığın toplumsal planlarını uygulayabilmesi için önem arz etmektedir.
Yine burada değinmem gerekecek ufak noktalar var. Yazı içinde belirttiğim gibi hepimizin bireysel yolculuğu olduğu kadar, toplumsal planlarda hepimizin taşıdığı büyük – küçük görev ve katkılar var. Düşünebilirsiniz, ben şöyle böyle biriyim, nasıl bu topraklarda bu toplumsal plana katkı sunabiliyorum ki? Bunun pek çok yolu olabilir. Bunun temel yolu öncelikle, insanı yüceltecek, ruhun ışığını ve liyakatini yükseltecek şekilde yaşayabilmekten geçmekte. Zaten bunun aksi durumları oluştuğunda bireysel ve toplumsal karmalar oluşur ve ruh hem yeni şeyleri sahada deneyimlemeye çalışırken hem de borç hanesindeki karmalar üzerine tekrar dersleri alır. (KEŞM Günlükleri yazı dizimizde karma konusunda neredeyse her yazıda değinmişizdir, bakabilirsiniz.)
Bu ara bilgilendirmeleri yapmam gerekiyor çünkü burada birbiriyle bağlantılı çokça etmen var. Dünya okulunun işleyişine ışık yönelimli denetleyici / destekleyici gruplar direkt müdahale etmezler. Yeryüzü ekibi olarak adlandırabileceğimiz uyanmış bilinçlerin varlığı, onların talepleri çerçevesinde olaya müdahil olabilir. Karanlık böyle kibar değildir, onların işi gücü ışığın enerjisini sömürebilecek direkt müdahaleler. Kişiler üzerindeki negatif karmalar ve kayıtlar üzerinden kişiyi kendi yolundan da çıkarır, toplumsal plan işleyişinden de uzaklaştırmaya çalışır. Elbette bu tür durumlara müsamaha da gösterilmez ama bu noktada karanlığın kullandığı pek çok teknik mevcut diyebiliriz. (Buraya kadar şu “Agarta ve Şambala” yazımızı okumuşsunuzdur sanırım, yine bu konu üzerine örneklere o yazıdan bakabilirsiniz.)
Işık / karanlık dengesi, okulun işlevini bozacak seviyelere geldiğinde, yine yeryüzünde enkarne ruhların gelmeden önce kabul ettiği farklı toplumsal planlar uygulamaya konabilir. Özellikle bir toplum ve insanları tekâmül yolundan uzaklaşmışsa, bulundukları ortamda yozlaşmalar başlamışsa, birlik duygusunu o toplumda uyandırabilecek bir plan devreye sokulabilir. Bu tür planlar sarsıcı, ağır ama buradaki enkarne ruhların kendine çeki düzen vermelerine ve “Ben neden bu dünyada yaşıyorum, benim görevim / motivasyonum nedir?” gibi kendi hayatını sorgulayabilir hale gelmesine katkı sunabilir. Bu tür toplumsal planları bir ruhun kabul etmesi ışık nezdinde elbette karşılıksız değildir. Topluma yön verecek bu tür toplumsal afet / savaş / sorun vb. planlarla yeryüzünden ışığa geçiş yapacak ruhlar, bu plana dahil olmanın karşılığında gerekli liyakat desteği alarak kendi karmaları ile ilgili dengelemeler elde etmektedir. (Elbette bireyden bütüne yine birbiriyle bağlantılı pek çok nüans söz konusu.)
Gerçekçi olalım. Ülkemizdeki insanlarımız, ciddi boyutta kötü bir olayla karşılaşmadığı sürece dağılmaya ve kutuplaşmaya fazlasıyla meyilli. Bir afet durumu olduğunda da o üzerini toz bağlamış birlik duygusuna ait sevgi, empati, koşulsuz yardıma koşma duygusu birden çıkıveriyor.
Gerçekçi olalım. Bu yaşadığımız olay, benzer bir olayın ülkemizin başka bir yerinde olduğunda yine benzer, ağır bir durumla karşılaşabileceğimizi bize hatırlattı. Yukarıda bahsediyorum ya, toplumsal planlarda gerçekten gerek duyulduğunda bu tarz planlar devreye sokulabilir diye. Şimdi düşünün, her şey doğru, her eylem kitabına göre yapılmış. Bu coğrafyaya uygun şekilde uyum sağlanmış, ona göre hareket edilmiş. Bu yaşadığımız süreç gerçekten böyle olabilir miydi? Bu durumun tezahür etmesine sebep verir miydi? Bu kadar insan ve can, bu şekilde hayatını kaybedebilir miydi?
Gerçekçi olalım. Bu topraklara ne zaman bir karanlık çöktüyse, bunun için gerekli adımlar her daim atılmıştır. Bu bazen muhteşem bir ruhun tezahürü ve toplumu yanına alarak bir güneş gibi doğmasıyla, bazen de kutuplaşan toplumun özünü hatırlamalarına katkı sağlayacak olaylarla… Burada belirleyici unsurun kendimiz olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Biz ışıl ışıl bir ruh olduğumuzda bütünün de bir parça ışıldamasını sağlarız.
Yine Anadolu’ya geri dönelim.
Anadolu, her daim dünya okulunun 3B’den 5B’ye geçmesi için önemli katkı sunabilecek bir noktada olmuştur. İnsanlığın yazdığı tarih ve daha da öncesinden bu yana, bu topraklarda her daim bir ışık medeniyetinin yükseltilmesi duygusu kendisini ortaya koymuştur. Tabi dualite dediğimiz, her dönemin kendi gerçeklik şartlarında şekillenmektedir. Bundan yüz sene önce insanı başka konular ayrıştırıyordu, bin sene önce başka, on bin sene önce başka… Bu toprakların şahitlik ettiği iki kutba da ait pek çok enerji var. Bunların fiziksel plan üzerinden yaydığı duygu ve düşünce titreşimleri ayrı, astral plan üzerinden yaydığı titreşim ayrı etki etmekte. Bunlar elbette bizim bireysel yolumuza etki ettiği kadar, dahil olduğumuz toplumsal planlara da etki edebilmekte. Işık ve karanlık için ayrım yapmanızı sağlayacak en önemli ölçüt; ışık ilham verir, karanlık manipüle eder.
Hepimizin bu topraklarda yaşarken bütüne katkı sunabilecek ışık kodlarına ve programlarına sahip olduğumuzu belirtmek isterim. Tabi ki çoğumuz bunu anlamayız ama bazen içimize bir ilham doğar ve bu kodların aktifleşebileceği bir eylem içerisinde ya da aktifleşebileceği bir bölgeye çekilirken kendimizi bulabiliriz. Eminim hepinizin buna yönelik bir anısı var, anlamlandıramadığınız, bir yere gittiğinizde orada çok farklı bir yuva duygusu hissettiğiniz ve o ziyaretinizden sonra sizin için pek çok şeyin değiştiği. Aydınlanma dediğimiz, bizim bir anda evrenin bütün sırlarını görmemiz olarak algılanmamalıdır. Kendi ruhsal bütünlüğüne ait bir parçayı hissetmek, aydınlanmanın bir parçasıdır. Tabi bu kadarla da değil. Siz bireysel olarak böyle tetiklenebilirken, halihazırda siz bilin / bilmeyin, alanınızda çalışan ışık kodlarınız aracılığıyla bu topraklarda ışığın yayılmasına hepiniz olanak sağlıyorsunuz. Kiminiz az kiminiz çok ama bu yazıyı okuyan her dostumuzun alanında bu durumun var olduğunu bilmesini istiyoruz. Anadolu’da yaşamıyor olsanız bile, dünya okulunda sizin sayenizde ışığın daha güçlü bir hale gelmesini sağladığınızı her daim bilin. Bazen küçük bir kıvılcım başlatır o aydınlanmanın büyük alevini…
Elbette dualite yasalarınca bu dediğimin karşıtının da olduğunu hatırlamalısınız. Alanımızda karma ve kayıtlarımızdan kalma ya da bu hayatımıza taşıdığımız karanlık kod ve programlar olabilir. Özellikle bu kodların manipülatif yönlendirmelerle aktifleştirilebileceğini bilin. Bu durum çarpıtılmış öğretiler aracılığıyla olabilir, ağır enerjilerin yer aldığı bölgelerde marjinal ritüeller yapılmasıyla olabilir. Daha önceki yazılarımızda bu konulara ufak ufak değinmiştik. Annunakiler üzerine gelen kanallık bilgileri üzerine paylaşacağımız yazıda bu konuyu daha detaylı açacağımızı belirtmek isterim.
Bizler hem Evrensel Enerji olarak hem de çalışma grubumuzdaki arkadaşlarımızın bireysel ve grup çalışmaları aracılığıyla dünya okulumuzun 3B’den 5B’ye geçiş sürecindeki dönüşümüne katkı sunmak için özellikle Anadolu üzerinde, buradaki ve buraya bağlı ley hatlarında, önemli merkezlerinde Anadolu’nun astral planında yoğun çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Bu bölgeler karanlıktan temizlendikçe, bu topraklar eskisi gibi ışığı daha da çok taşıyabilir hale gelecek. Bu sayede hepimizin üstündeki ışık kodları ve programları birer tohum gibi daha kolay köklenerek özellikle Anadolu’nun yeniden bir ışık merkezi olmasına katkı sunacak. Bu topraklardaki sevgi, hoşgörü, saygı, merhamet titreşimleri bu tohumlarla yükselecek. Bu yolculuk, hepimizin yolculuğu. Hepimiz, üzerimize düşen ana görevi yerine getirdiğimiz takdirde, kendi ruhumuzdan başlayarak dünyayı bir cennete dönüştürebiliriz. Bunun için bir şeyin olmasını beklemeyin, olmasını istediğiniz durum için eyleme geçin, böylelikle bu kehanet kendini gerçekleştirebilir.
Ve son olarak;
Bulanık bilginin peşinden gitmeyin, ışık size daima net bilgi sunar.
Sevgilerimizle.
Taner Tözün
25.02.2023

