Blog

Etik Bir Sorun: Ruhsal Dolandırıcılar 1

Etik Bir Sorun: Ruhsal Dolandırıcılar 1

Çağımız gereği, ruhsal konulara olan ilginin artması, “uyanıklık” yönünde gelişimini sağlamaya çalışan dolandırıcılar için bir maddi gelir kapısı olmuş durumda. Sadece, tabir-i caizse “Aydınlanma Çağı”na yakıştırılamayacak nitelikle, pek çok eski yöntemle beraber yeni yöntemlerle, masum (!) insanlarımızın iyi niyetinden faydalanıldığını görüyoruz. En azından ben yakinen görmekteyim. Bu ilk yazımda özellikle, topraklarımıza ilmik ilmik işlemiş büyü ve medyumluk konusu üzerinde; yakın bir zamanda yazacağım ikinci yazımda da, Reiki ve benzer enerji sistemleri ile çalıştığını beyan eden, öğretmen olduğunu söyleyen “Ruhsal Dolandırıcılar” üzerinde duracağım. 

Öncelikle ruhsal dolandırılma konusunda sebep-sonuç ilişkisini iyi anlamalıyız. Bu yazımda üzerinde örnek vereceğim talep eden dostumuza X, işini gören dostumuza Y diyeceğim. Şimdi, X ve Y dostumuz üzerinden örneklemelere başlayayım.

Muhafazakar bir ailede büyümüş X, mahallesinden birini çok sevmekte ama istediği gibi geri dönüş alamamaktadır. Yaşamak X için artık zulüm gibi gelmeye başlar; ağlamalar, öfkelenmeler, umutsuzluk, okulunda/işinde başarısızlık veya umursamazlık vb… Sonra interneti açar. (Eskiden en azından konu-komşuya danışılırdı.) Aşk veya bağlanma büyüsü yapabilecek hangi medyum var? Bir tane medyumda karar kılar, teknoloji ya, bütün medyumların neredeyse internet sitesi, onlara ulaşabileceğimiz bir e-posta adresi ve telefon numarası var, onu arar. Medyum Y, X’i dinler. Çözümün onda olduğunu belirtir. Sevdiği kişinin bir fotoğrafı onun için yetmektedir. (Eskiden en azından kıl-tüy bir şey isterlerdi.) Sonra Medyum Y bir hesap numarası verir. X’ten istediği ücreti ödemesini, eğer süreç başarısız olursa ücreti X’e geri ödeyeceğini beyan eder. X’te, tabi o sevdiği kendisinin olacağı hayaliyle hiç düşünmeden, oradan buradan bulur parayı toplar ve Medyum Y’ye fotoğrafla beraber gönderir. Sonra beklemeye başlar. Bekler, bekler, bekler… Sonra, “Hocam n’oldu?” diye bir aramak ister Medyum Y’yi. Ara ki bulasın. Telefon ya kapatılmıştır ya da hiç cevaplanmaz. Ha, açıldı diyelim. Medyum Y X’e der ki, “Şu kadar daha verirsen bu sefer olacak! Olmazsa paran komple iade” ve X’in yine aklı çelinir tabi, yine para sağdan soldan toparlanır ve gönderilir. Bu sefer X de sabırsızdır artık, arada bir aramaya başlar Medyum Y’yi, artık telefonlar hiç açılmaz. Bundan sonrası? Bundan sonrasında X, başka bir medyuma giderek şansını tekrar deneyebilir ya da koca bir bardak suyu lıkır lıkır midesine indirebilir. Eee, seçimler yapıp yaşamak için yaşamıyor muyuz bu dünyada? Bir sonraki örneğimize geçelim.

X, bir iş kurmuş ve bulabildiği bütün sermayeyi bu işe yatırmış olsun. Ama evdeki hesabı bir türlü çarşıya uyduramamakta ve sürekli zarar edip, batma noktasına kadar gelmiş bulunmakta X. Sonra, her mantıklı insan gibi bir iş danışmanına veya işletmeci bir arkadaşına gidip iş ile ilgili destek almak yerine, kısmetinin açılması için Medyum Y’yi (önceki örnekteki gibi yöntemlerle) bulur ve arar. Sonra X olayları kısaca-uzunca Medyum Y’ye aktarır ve maddi olarak kısmet açma, bolluk bereket gibi konular için büyü talebinde bulunur. Eee durur mu, yapıştırır hoca cevabı “Evet!” diye. Zaten işyeri zararda ama X yemez, içmez Medyum Y’nin talep ettiği parayı denkleştirir ve ona iletir. Şimdi gelsin müşteriler: “Ya şimdi herkes yazlığında, ondandır, yoksa gelirler. Ama karşı dükkanın maşallahı var. Haydi beyler, bayanlar kampanya var. Ee, kimse yok. Alo, Medyum Y hocam?” diye bir süreç neticesinde, bir önceki örneğimizde olduğu gibi seçenekler bol. Telefona ulaşılamaz, cevaplanmaz, cevaplanırsa Hamdi Bey’e bir soralım, teklifi n’olacağa döner filan. Tekrar kanma, kanamama gibi durumlar neticesinde bir bardak su tekrar X’e gelecek nihayetinde. 

Hadi, bu sefer X’in gene böyle maddi nefsaniyet üzerine bir durumu üzerinden ihtiyacı çıktı diyelim. Aradı, araştırdı ve Medyum Y’yi buldu. Bu seferki Medyum Y, işi başardı ve X’in dileği kabul oldu. Bravo, tebrikler. Bilgisayar oyunu oynarken konsolu açıp, hayattaki mücadelenize güzel bir vebal girdiniz. Dönüşü muhteşem olacak.

Medyumlarla ilgili örneklemeler çoğaltılabilinir. Hatta dileyen dostlarımız, internetten medyum şikayetleri diye bir aratırsa, çok daha uçuk-kaçık hikayelere ortak olabilir. Peki, özellikle İslâm kültürüyle yoğrulmuş toplumumuzda, “Büyü günahtır!” sözü kulaktan kulağa işlenirken neden oluyor? Büyü yaptıran dostlarımız ne kadar iyi niyetli ve “Günah” kısmını geçtim, etik kısmında hiç düşünmeden böyle bir işe kendilerini ve ceplerindekini sokağa döküyor. (Tabi dolandırılmanın ardında gelen manevi çöküntü de buna eklenebilir.)

Büyü, bir enerji yönlendirmesidir. Maddi âlemimize yakın, düşük tekâmül seviyeli varlıklar aracılığıyla bu işlem yapılabilmektedir. Gördüğünüz üzere, büyü talep edilen her şeyde maddi bir menfaat vardır. Tam, evrilmemiş düşük seviyeli dostlarımıza uygun bir malzeme. Medyum arkadaşımıza da değinmek lazım. Spiritüel literatürde “Obsesyon” olarak belirtilen bu kavrama on numara açıktır bu dostlar. Obsesyon nedir, düşük seviyeli bir varlığın dünyadaki medyum nitelikli bireylere yapışması ve onun üzerinde iradi yönetim göstermesidir. (Bu konuyla ilgili pek çok nitelikli bilgiyi Bedri Ruhselman ve Ergün Arıkdal’ın çalışmalarında bulabilirsiniz.) Bu medyum dostlarımız da hem maddi getirisi ve kandıran varlık dostarımızın vaatleri neticesinde kendilerini bir güzel açarlar ve önce bu düşük seviyeli dostları kullandığını sanarak pek çok marifet sergilerler. Sonra sonra da, kontrolün elinden çıktığını görürler. Farkındaysanız pek çok medyum, cinlerini el vererek bir öğrencisine aktarmaya çalışır. Sebebi öncelikle bu varlıkların isteği – artık kontrolü zevk vermeyen, düşük enerjili bir beden-, diğeri de medyum dostumuzun bu musallattan kurtulma arzusu. Bu “Obsesyon” konusu başlı başına başka bir konu, o yüzden bu kadar bilgiyle geçip, büyüye geri dönelim.

Yukarıda “Neden” sorularını peşpeşe dizip sordum. Neden büyüye ihtiyaç duyuyoruz? Cevabı basit: “İstediklerimiz olmuyor. Sevdiğim beni sevmiyor, ıvır zıvır vs…” 

Bir diğer sorum: “Neden yaşıyoruz?” Dünyada bir zorlukla, sınavla karşılaştığımızda, hile-hurda yöntemiyle bunları aşmak için mi yoksa onlara göğüs gerip farklı deneyimleri varlığımıza kazandırmak için mi? Tabi, realite çerçevesi belli sınırda olan dostlarımız için, bu seçimi yapmak genelde menfi yönde olmakta ve dostlarımız sonuç odaklı hareket etmektedir. Peki bu varlık için bir kazanç mıdır? Hayır! Dini bir gerçeklik olarak “Günah” olgusunu geçtim, ruhsal öğretiler içerisinde de bu hareket yaklaşımı, büyüyü yaptıran varlığın karmasına, sonraki hayatlarında temizlemesi gereken bir leke olarak geçecektir. Bir önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, zaten pek çok dinamiğin etkisi altında tekâmül etmek için deneyimler silsilesinden geçiyorken, bir de aşmayı gerektirecek bir durum daha ortaya koyuyoruz. 

Etik kısmına da değinmek istiyorum. İlişki konularında büyü yaptırdık diyelim. Hiç bizle ilgisi olmayan karşımızdaki dostumuz bir anda bize bağlandı. Tabi, yazık büyüden haberi yok. Yıldırım aşkı dediler, nihayet nazdan vazgeçti dedi etraftakiler. Şimdi, büyü neticesinde onun bizimle olduğumuzu biz biliyoruz. Gerçekten  böyle bir durumda, içimiz ne kadar rahat olabilir, onun bizle sevgisini, hayatını paylaştığına nasıl ikna olabiliriz? Ve buna ne kadar katlanabiliriz? 

Dünya başıboş değil. Pek çok tesir altında ve yasa içerisinde devamını sağlıyor, biz insanlara misafirperverliğini sunuyor. Yukarısı, aşağıda bu olayların olmasına neden rıza gösteriyor ki, diye soracak olursak, insanlığın kullanabileceği yasalar çerçevesinde yapılabilecek her türlü eylem neticesinde, o bireyler bir kazanımda bulunacak veya karmik olarak sıkıntıya düşecekse buna elbette belli bir şekilde izin verilmektedir. Biz, düalite prensipleri çerçevesinde seçimlerimizi yapıyor ve uyguluyorsak ve büyü yapmak da bir düalite prensibi içerisinde yer alıyorsa, elbette olması ve olduktan sonraki zincirleme tepkiler mümkün. Ama dediğim gibi, sıkıntılar, sıkıntılar. Gerçekten, internette medyum şikâyetlerinin olduğu sitelere bakın, görün. Kimler, nelerini n’için kaptırmış ve hâlâ daha konu üzerini kaşımaya devam ediyor. 

Bu yaşamda, dinamiklerimizle mücadele etmek ve deneyip öğrenmek için varız. Ruhsal gelişmenin, “Armut piş, ağzıma düş” gibi bir evrensel yasaya tabi olmadığını, bu yazıyı okuyan siz sevgili dostlarımıza hatırlatmak isterim. Hayat, sevgiyle mücadele edince güzel!

Tüm okuyucu dostlarıma esenlik, sağlık ve güzellik diliyorum.

Taner Tözün
www.evrenselenerji.net & www.tanertozun.com

 


 1303,    08  Eyl  2015 ,   Yazılar
Taner Tözün

Web site: www.tanertozun.com   Eposta Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Spiritüel Danışman & Enerji Eğitmeni / Terapisti

Yorum Ekle

Yasal Uyarı

Bu çalışmalar bir tıp yöntemi değil, evrensel yaşam enerjisi ve danışmanlık yöntemleridir. Herhangi bir sağlık durumunda öncelikle uzman bir doktora başvurunuz.

Düzenlenen eğitimler ve seminerler, önerilen çalışma yöntemleri vemeditasyonlar, verilen danışmanlık hizmetleri kişisel yolculuğunuzda potansiyelinizin açığa çıkmasına, hayat kalitenizin artmasına ön ayak olur. Hiçbir teşhis ya da tanı yapmaz...

Hakkında

Spiritüel Danışmanlık - Reiki ve Enerji Uyumlamaları - Bireysel, Toplu ve Mekansal Şifa & Arındırma Çalışmaları - Ruhsal Öğretiler

 

Twitter Akışı

E-Bülten Aboneliği